Tamı tamına 2,5 ay olmuş yazamayalı…Ama kendimce makul gördüğüm sebeplerden dolayı yazamadım.Okul bu sebeplerin en başında yer alıyor.Tam olarak okulda değil aslında sebep.Tam sebep yurdun harika internet sistemi.Bir kere jet gibi bir internet var burada.Hız 1.0 Mbps ha arada 2.0′a kadar çıktığı oluyor neyse ki…Hakkını vermek lazım değil mi..?Adsl olarak TTNet’in müşterisine abone olurken dağıttığı ücretsiz adsl kullanılıyor ve eminim ki bu yazıyı göndermek istediğimde %99.9 ‘Sayfa Görüntülenemiyor’ hatası alacağım.Ama yılmak yok 15-20 kez sayfayı yenilersem yazıyı gönderebilirim.Ayrıca yurda geldiğimden beri toplam kaç saat uyuyabildiğimi hesaplayabilmeyi de çok isterdim.Tam uykunun en güzel noktasına gelmişken,sonunda oldu uyuyabildim diyebilmişken birden bir masa ve sandalyenin olağan tüm güçle yere sürtülmesiyle oluşan bir sesle irkilerek uykunuzun en tatlı yerinde uyandırıldığınızı,bir gün kapıların pata küte kapatılmasından dolayı binanın üstünüze yıkılacağını düşünerekten başınızı yastığa koyduğunuzu,tam dersinize odaklanmışken koridordan geçmekte olan bir takım sürünün olağan sesiyle kahkahalar attığını,siz uyuyorken odaya girilmesiyle beraber tüm lambaların açıldığını,hafta içi her sabah cumartesi ve pazar günlerini uyku bakımından sabırsızlıkla bekledikten sonra o günler geldiğinde siz yatağınızda gözleriniz kapalı bir şekilde yatıyorken birden birilerinin gelip perdeyi sonuna kadar açtığını ve tüm güneş ışığının aniden gözünüze girmesiyle beraber bir körlük tehlikesi atlattığınızı(!) düşünebiliyor musunuz?Tamam evdeki rahatı ve huzuru bulmak imkansız olabilir belki ama biraz uyuyana saygı gösterme çabası neden yok bu millette?Neden uyuma çabası içersinde olan insanlar milletin sanki kasıtlıcasına yaparmış gibi çıkardıkları o sesleri çekmek zorunda?Üstelik size en çok dokunan şey ise;sizi uykunuzdan ettikten ve gözlerinizi tavana dikmiş vaziyete getirdikten sonra o eşsiz gürültüleri çıkaranların mışıl mışıl uyuyabilmesi..!Siz de içinizden kabuslar görürsünüz inşallah demez misiniz?Yemek konusu da ayır bir mevzu tabii.Tam akşam olmak üzereyken,yani siz kurt gibi açken ve yemek saatini sabırsızlıkla beklerken menüde nefret ettiğiniz yemeklerin çıkmasıyla birlikte sükut-u hayale uğramak ve akşam yemeğinde bisküvi gibi abur cuburlara muhtaç kalma durumudur yurtta yemek yemek.Gerekli merciilere duyurulur :D Yurtta kalmak bir öğrenciye çektirilebilecek en büyük ızdırap.İzmir’e gelince…Bulunduğum yer ve hava haricinde kötü bir vaziyetini gördüğümü söyleyemem açıkçası.Hava hakikaten çok tuhaf.Sabah hafiften üşür gibi oluyorsunuz saat 1o.3o-11.oo civarlarında yaz günlerinden kalma bir hava karşılaşıyor sizi.Bursa’da öyle değil.Sabah soğuksa öğlen güneş olsa bile yalancı güneştir o sizin için.Hava yinede soğuktur.Ben İzmir’de hayatımda ilk defa kasım ayında kısa kollu t-shirt ile dışarı çıktım :D Ayrıca,Bursa nüfusunun yarı kitlesini oluşturan,önünden yada yanında geçtiğiniz zaman size hayatı boyunca ilk defa insan görmüş muamelesi yapan,üzerinde kırmızı gömlek ve kot pantolonun altına sivri burun ayakkabı giyerek insanları sinir krizine sokmak için özellikle de merkezi yerlerde dolaşan krolar yok İzmir’de.Yani ben bugüne kadar hiç rastlamadım.Rastlarsam da bu kesin Bursalı derim :D Şaka bir yana o kroların hangi şehirlerden gelip Bursa’yı istila ettiklerini hepimiz biliyoruz.İzmir ne kadar güzel olsa da insan doğup büyüdüğü yeri özleyemeden edemiyor.İzmir’e gelince Bursa’yı ne kadar sevdiğimi daha da iyi anlamış oldum.Bülbülü altın kafese koymuşlar ah vatanım demiş misali…Az biraz uzun oldu sanki :D Ama bu yurt konusunda gerçekten sıkıntılıyım.Zaten yurtta kalmayı kim sevmiş ki ben seveyim.Bakalım bir sonraki yazımı kaç ay sonra yazabileceğim meraklardayım doğrusu.



    Tarih: Salı,10 Kasım 2009, 16:22

    Kategori: Hakkımda

    Etiketler:, ,

Gönderen: admin

Yorum Sayısı: 2

  1. Kasım 11th, 2009 at 00:23 | #1

    wala çok üzüldüm :) allah sabır versin izmirin tadını çıkar bence eminim alışınncaa bursaya geri dönmek istemezsin

  2. Ağustos 13th, 2011 at 04:41 | #2

    2 Yıl Önce Yazılmış Bir Yazı İlgnc :)